Sevda Günleri 6 - Tuhaf ama öyle

Dün, Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni'ni izledim. Bugün de Hemme'nin Öldüğü Günlerden Biri'ni. İki filmde de kendime ait parçalar buldum. Hayır bir filmde, bir kitapta da kendine ait bilmem neler bulma be kızım! 

Uzun zaman sonra üst üste film izlemeye başlamamı pek hayra yoramıyorum. İçimdekilerin ve dışımdakilerin yüküyle baş edemediğimde filmlere sığındığım zamanlar geliyor aklıma. Mazisi yok pek, en fazla üç yılı vardır. Bizim köyde wifi altyapısı olmadığı için evlere internet çok geç geldi, bizim buralara geç gelen her şey gibi... İzlemek istediğim hiçbir filmi izleyemiyor, gönlümce sosyal medya kullanamıyordum. İlk zamanlar bu wifi durumu beni çok mutlu ediyordu ancak zamanla film izlemekten sıkıldım. Günde iki film izlediğimi düşünürsek sıkılmam gayet normaldi. Şu an üst üste film izleme hâlim de bir tür sığınma ve savunma şekli sanırım. Neyden sığınıyorum, kötü ruhlardan ve şeytanlaşmış insanlardan mı? Hayır, üst üste güzel şeyler yaşıyor olmaktan.


Çok tuhaf gelebilir ama öyle. Kötü haberlerin ardı arkası kesilmezken yaşam ellerimden kayıp gitti. En güzel yıllarıydı onların yirmili yaşları, benimse en derin karanlığım oldu. Önceleri çok ağlıyor, birilerine anlatınca rahatlarım sanıyordum.
Sonunda yoruldum, hem ağlamaktan hem anlatmaktan. Bir süre sonra hislerimi de kaybettim. Önce güzel bir şey olduğunu düşündüm bu hâlin, aldığım haber ne kadar kötü olursa olsun olgunlukla karşılıyordum. Alışmıştım mutsuzluğa. Sonra acıyı hissedemiyor olmanın acısı düştü yüreğime ama yüreğimle aramda da uçurum vardı artık. İnsan alışıyor hem de her şeye. Ne tuhaf değil mi? Sonra hiçbir şey düzelmedi, zaman boşluğa doğru öğüttü içimdekileri. Geriye ağır aksak atan bir kalp, çürümeye yüz tutmuş eski bir umut kaldı.

Neredeyse on yıl sonra her şey başa sarıyor, bu defa üst üste güzellikler, müjdeler... Mutluluğun tadını unutalı o kadar uzun zaman olmuş ki güzel olan her haberi ağıtla karşılıyorum. Demek felek dedi ki yetti artık çektiğin, demek annemin duaları kabul oldu. Ben de göğe dualar sarmıştım bir zamanlar. Hepsiyle arama koca bir kırgınlık girmişti sonra. Ne hissetmem gerekiyor şimdi...

Umutsuzluğa alışmış birinin sevinçle yeniden bağ kurması ne kadar zormuş. Hem yaşanan onca şey toz olup uçtu mu? Gözlerimi her yokladığımda yaşananlar mezarlıktan fırlayıp dikiliyorlar karşıma. İnsan hüznünü, en çok da sevincine yabancı kalınca hatırlıyor. 

Beklemek şu kısacık insan hayatında bu kadar yer tutmamalıydı. Gidip gidemeyeceğimizden emin olmadığımız yerlere belirsizlik ve ümit içinde bakmamalıydık. Hayatta yaşadığımız her şeyin bir anlamı olmadığını biliyorum ama anlamlı en az bir kaç şey biz onu aramadan bizi bulmalıydı.

Şimdi bu sevinci nasıl yaşayacağımı bilmiyorum fakat sevincin nasıl yaşanılmaması gerektiğini öğrendim. Bu iyi bir şey mi, bunu da bilmiyorum. 

Yaşadıklarımız arttıkça yalnızlığımız da artıyor. Çok beklemek biriktirdim, çok anlatamamak, çok ağıt söndürdüm içimde, çok heves. Şimdi yeniden başlıyorum, hiçbir şeye yeniden başlanılmayacağını bile bile.

Sevda Günleri! Sevda Günleri! Nereye gitse yaban, nerede kalsa eğri.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Güneşli bir ocak gününden merhaba güzelim - mektup

Çiğdemlerle Gelen Eski Baharlar

Sevda Günleri