Sevda Günleri 10 - Hâlleşmek
Hâlleşmek Üzerine 1. nesnesiz, -le Karşılıklı dertlerini anlatmak, dertleşmek. 2. nesnesiz, -le, mecaz Bir şeyle yakından ilgilenmek Hâlleşmek sözcüğü TDK'de iki farklı anlamıyla yer almış. Sözcükler hayatlarımızdaki karşılıklarıyla beraber yaşıyorlar, karşılıklarını kaybettikçe anlamlarını da yitiriyorlar. Bunu neden mi söylüyorum? İki anlamı var hâlleşmek sözcüğünün, peki bu anlamlar ne kadar yer tutuyor hayatımızda? Söz gelimi en son ne zaman biriyle dertleşebildik? Kalbinden şüphe etmeden içimizi açabildik mi karşımızdakine? Bir çiçeğin güzelliğini seyredecek kadar yavaşlayabildik mi? Hızına yetişemediğimiz çağ mı yoksa kendimiz mi? Hâlleşmek sözcüğünün bende farklı bir yeri var. Orta Anadolu'da yükü paylaşmak anlamında kullanırız. Bir kişinin taşıdığı yükün iki kişilik olduğuna kanaat ettiğimizde "Tek başına taşınmaz, hâlleşelim!" deriz. Hatta kızarız karşımızdakine. O çuval/kova/eşya tek başına taşınır mı hiç? Niye beni çağırmıyorsun ya...