Kayıtlar

Çiğdemlerle Gelen Eski Baharlar

Resim
Çiğdemlerle Gelen Eski Baharlar Uzun zamandır gitmek isteyip gidemediğim abimlerin bağ evine yakın zamanda gitmek nasip oldu. Aslında kışın kar manzaralarını oradan görebilmek isterdim, gittiğimde toprağın altından yeşile duran tabiatla tarlalarda ve dağlarda azınlığa düşmüş kar parçalarının müthiş ahengiyle karşılaştım. Çocuklarla birlikte kısa bir yürüyüşün ardından tarlalardan pavkuran koyu turuncu çiğdemlere yöneldik. Onlara çiğdemlerin hem çiçeğinin hem de köklerinin tatlı ve yenilebilir olduğunu anlattım, ben zaten biliyorum dedi içlerinden biri, sonra çiğdemin bilimsel terminolojideki ismine baktık google'dan. Her bir çiçeğin, otun başka başka isimleri olduğunu anlatırken bir yandan da diğer çiçeklerle karıştırıp yememeleri için telkinde bulundum. Çocuklarla konuşurken bir anda kendi çocukluğumda aynı tarlaları çiğdem çıkarmak için adımladığımız günlere gitti ruhum. Rahmetli babam küsküç denilen ilkel bir alet yapmıştı bizim için. Orta uzunlukta, ele gelecek kal...

Güneşli bir ocak gününden merhaba güzelim - mektup

Resim
Güneşli bir ocak gününden merhaba güzelim Sana bu satırları güneşli bir ocak gününden yazıyorum güzelim. Bu havalara üzülüyorum çünkü kurak geçecek bir yazı çağırıyor. Sanane be kızım diyorum içimden, al güneşi içine, sevin geç. Ben böyle biri değilim ama, tanrının işine karışırım hep. Sanki güneş de mevsim de benim emrimde, ben beceremedim sanki şu dünyayı yönetmeyi. Böyle bir dünyaya küfretmek günah değil gibi geliyor çoğu zaman. Dedim ya tanrının adına düşünüp kararlar veriyorum sürekli. Neyse diyorum biraz Osman Konuk okuyayım. İlk okuduğum kitabı "Tehlikeli Belki"den sonra yeni durağım "Kırmızıda Beklerken" oluyor. Yanlış bir zamanlamayla açmış güneşin ve saçma sapan tesadüflerle mahvolan hayatımın hesabını soracak kimse bulamadığım zamanlarda böyle yaparım. Şiir okudukça daha kötü olurum, kötü oldukça şiir okurum. Birkaç şiir geçtikten sonra durup iyice bir kafamı dağıtmam gerekir. Dağıtmam gerekir evet, toplanması imkânsız olan...