Bana da Oradan Bir Kilo Mutluluk!
İnsan bir hâli, kişiyi, hayatı ısrarla isterken aslında ne az tanıyordur istediğini. Israr ettiğimizin gerçek manada bize nasıl döneceğini bilseydik yine ısrar eder miydik? Biraz da bu yüzden değil mi hayal kırıklığımız, mutsuzluğumuz? Biraz da her şeyi bilme, yönetme ve oldurma arzumuz yormuyor mu ruhumuzu? Tamam olmak var mıdır insan olana? Daha doğarken sonsuz kere yapılmış, yıkılmış ve yitirilmiş bir dünyanın kucağına düşmüyor muyuz? Oldurmaya çalıştığımız nedir öyleyse, hayat mı? Böylesine eski, hor kullanılmış bir dünyada; kıyafetinden insanına, yemeğinden eşyasına her şeyin ama her şeyin yenisi için çabaladığımız hayat mı? Ölüm eskiseydi onun da yenisini yapardık kuşkusuz. Ölüm değil belki ama yas eskiyor. Biten, yiten, eskiyen hiçbir şeye tahammülümüz yok. Yaşlıya tahammülümüz yok, yavaşlığa, hastalığa, zorluğa, beklemeye... Bu demektir ki esasında hayata tahammülümüz kalmamış. Kendi ruhunun hamalı olmuştur insan. Her bir davranışını arzularının hizmetine verse de a...