Yetişmek, telâfisidir geç kalmanın!
"İnsan her yere yetişir, biraz gecikince!"
Payidar Zaraman
İnsan, yetiştiği her şeyin ardından geç kalmaz mı en çok? Vardığımız yerde duramayışımız dünyaya olan yabanlığımızdan mı geliyor? Bir yere varmak neden yetmiyor bize? Bir yerde kalmak neden işkence, kalınan yer dünyanın en güzel köşesi olsa bile?
Bunları neden düşünüyorum sabahın bir vakti? İki saatlik uykuyla karıncalanan gözlerimden, akşamdan kalma hissi veren adımlarımdan tanınmıyor muyum bu şehirde? Esasen bu şehirde beni kimse tanımıyor. Mesele biraz bu sanırım. Beni kimsenin tanımadığı bir yerde kendimi unutamıyor olmak. Hapishanemin yıllar önce kırılmış kapı kilidini açmaya yeltenmemek. O kapıyı hep kilitli bilmek ve bu hâlin üstüne varmamak. Yoksa nasıl baş edilir özgürlük zehriyle?
Ne ölümle ne hayatla derdim var artık. Belki yetişkinlik böyle bir şeydir. Topraktan kopmak, koptuğun yere özlem duymamak, oraya tekrar dönmekten korkmamaktır. Belki de alışmak deniyordur buna, dünyaya rağmen yaşanmayacağını anlamışımdır belki de.
Neden hep geç kaldım ki her şeye? Bunun böyle olacağını bilip de herkesten hızlı koşmamış mıydım? Neden bir yaz hayali için binlerce bahar ihtimali solup gitti ki? Başka bir iklimde de açmaz mıydı mezarlıktaki çiçekler? Yitip gidenin boşluğu içimde dolup taşmışken, neden bir tanımı yoktu hiçbirinin bende?
Onlara demiştim ki şiir olmasaydı... Şiirle tutundum bu hayata, bir o terk etmedi beni... Onlara neden yalan söylemiştim ki? Savrulduğum belli olmasın diye içime çektiğim rüzgâr, ne zamana kadar uslu bir çocuk gibi taşkınlık yapmadan konaklardı bende? Onlara demiştim ki bu hayat biraz böyle. İnanmadıklarıma ikna etmeye çalışmıştım onları. Rüzgâr ise hâlâ içimde, savrulduğumdan bu yana hem de.
Sağımdan ve solumdan eş zamanlı yükselen binalar dışında hiçbir şeyini göremediğim bu şehrin, bu yalnızlığın içini dolduran dalgınlığın unutturduğu son durak, kalbimin sağından dönünce ömrümün hangi kavşağına denk gelir? Caddeler de savruk değil midir inanmadığı şehrin içinden geçenlere?
İnsan yetiştiğinden bîhaber olursa, yine geç kalmış sayılmaz mı kaderine?
Telâşsız bir mayıs günüydü...
Yorumlar
Yorum Gönder