Kayıtlar

KENDİNİ SORGULATAN FİLM: MASUMİYET

Resim
Kendini Sorgulatan Film: Masumiyet Zeki Demirkubuz'un 1997'de çektiği ve ikinci filmi olan Masumiyet, Yusuf adlı genç bir mahkumun hapishanedeki on yılını tamamlasıyla birlikte gidecek yeri olmadığı için hapishane müdürüne verdiği dilekçeyle başlar. Ailesini depremde kaybettiğini ve gidecek yeri, yapacak bir mesleği olmadığı için hapishaneden çıkmak istemediğini söyler Yusuf. Kulağa tuhaf gelen bu istek müdürü de şaşırtmıştır. On yıl boyunca özgürlüğünden mahrum kalan bir insanın bu özgürlüğü reddetmesindeki sebep nedir? Gerçekten kimsesiz ve parasız olduğu için mi korkmaktadır yoksa bu korkunun sebebi hayatın ta kendisi midir? Filmin en başından beri sakin ve masum bakışlarıyla hayattan duyduğu korkunun sinyalini veren Yusuf'un, evli ablasının en yakın arkadaşıyla kaçması sonucu arkadaşını öldürüp ablasını yaralayacak bir adam olmasına şaşırırız. Bu Yusuf, o Yusuf mudur? Yusuf'un cezası bitince temizlenmesi, bir bakıma masumiyetine geri dönmesi, güzel yüzlü...

KANEPE ÖRTÜSÜ - ÖYKÜ

Resim
KANEPE ÖRTÜSÜ "Şu yastığı uzatır mısın Murat? Ağrılarım başladı yine." "Tabii abi, şimdi nasılsın ya?" "Giren dert çıkmaz derler bizim burada, bilirsin. Ne kadar iyi olunursa işte. Ağrımayan yerim yok, gerçi buna da şükür. Elimiz ayağımız tutuyor, gerisine yapacak bir şey yok." "Abi yanlış anlama ama kendine pek iyi bakmıyorsun sanki. Sigarayı bırakmadan ne bileyim yani zor değil mi?" "Oğlum zaten kaç ay daha yaşarım ki? İçmesem üç gün daha fazla yaşarım, hadi üç ay olsun. Sonu belli olduktan sonra gerek var mı bu kadar düşünmeye?" "Abi ben anlıyorum seni. Hani anlıyorum demek de biraz boş geliyor kulağa, biliyorum. İnsan ne yapınca anlamış olur? Çekmediğin acıyı en fazla ne kadar anlarsın? Eve gidene kadar, yemek saatine kadar ya da hemen şu kapıdan çıkınca. Herkes kendi hayatına dönünce başkasının acısını eşikte bırakır ama anlamaya çalışıyorum en azından." "İnsan böyle bir durumda ne söylese yanlış olacak g...

H'İÇLİ ŞARKI - ŞİİR

Resim
"H'İÇLİ ŞARKI" Bilmiyorsunuz insan çoğalmıyor Derinden hiçbir şey aklamıyor acısını Bir kişi değil gördüğünüz manzara Her gün biraz daha küçük, kıvrak adımlarla Azalıyor insan, varamadan derininin hazzına Var oluşu paklamıyor, yok oluşu da öyle Sadece vicdanına yük oluyor bütün varoluşçu kuramlar Duymuyorsunuz ama hiçli bir şarkı çalıyor jilet kesiği begonyalar (Hiçli şarkı sözleri: Hey işte buradayız, biziz o biz Hep yaşayan ama hiç çoğalmayan Dar bir bütçedir çünkü yaşam her an düşer içimizden Kala kala bir şeylerin acı tadı kalır güzel bildiğimiz bir şeylerin acı tadıyla Kendi kendimizi yer ve tiksiniriz etimizden Hey işte buradayız, biziz o biz Dar bir geçite sokarız kafamızı Kafamızdan mermiler sektirir saklarız kızlarımızı Acı bir tatlının gülünç makamıyla Yer ediniriz içimizin kaldırımlarında!) Bilmiyorsunuz insan çoğalmıyor yaşayarak Rutubetli bir sahnede diri taklidi yaparken Perde en ıssız yerde kapanıyor Ne müthiş tiyatro, dinleyin Yaşamın azalttığı...

GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNİ BELİRTEN ŞİİR

Resim
GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNİ BELİRTEN ŞİİR  Hazırsanız başlıyorum günün anlam ve önemini belirten şiiri okumaya Siz hep hazırsınız zaten, Sezar'ın hakkı size ve bana Sezar oturduğu yerden ne hak talep edecek bırakalım bu işleri Unutkan ve esmer oğlanlar başlatsın şöleni Çocukluk satın alınan bir şey olmalıydı adalet olacaksa eğer İnsan neleri seçemiyor neleri ben seçtim işte krem rengi bir bluz Neleri seçtim de geldim burası benim yerim değilse de neleri bıraktım İnsan neleri seçemiyor neleri Çocukluk travmalarını, kaş göz mesafesini, elmacık kemiklerini Seni seçtim ama tam bir seçilmiştin travmalarından başlayarak uzun, upuzun bir gecede Tamam dedim güzel oldu, uzandım yanına Seçilmiş bir travmam oldu benim de Olmadığım yerden konuşsak ya bahsetsek bir şeylerden Başım dönüyor diye gidemedim hiçbir yere Saçlarım nemli kaldı, ensem üşüdü ha bire zaten böyle çıkamazdım, giymeliydim kalın bir şeyler Üç kat giyindim dünyayı, yine de bitmedi üşümem Durdum, duraksadım, altımda yers...

MARTİN' E NE OLDU ? - ŞİİR

Resim
MARTİN'E NE OLDU? Adı: Martin Cep aynası kullanıyor (bir erkek neden cep aynası kullanır ki?) Pazartesi günleri işsiz, salı günleri de Aslında Martin iyi bir savaşçı kalbinde sayısız kadın deliği Martin'e ne olduğu henüz bilinmiyor Sen en iyisi kendine bir şarkı tuttur Martin İnsan kendini tutturamıyor yaşama diyorum diyorum da anlayana Gittiği her yere gardını da yanında götürüyor Martin Sevgileri elinde patlıyor Evinde buharlı harp makineleri Evinde iltihaplı romatizmalar Bir evi var mı/ şüpheli Martin ben buradayım bir şey olursa Evin yanarsa filan ya da kalbin kırılırsa Martin cep aynasından kendine bakıyor Şarap ve kadın aşığı (ikisine de platonik)  Yağmur çoktan bitti, sırtı hâlâ ıslak Martin'in Yağmur yeniden, ıslağı ise eskiyor Martin balkon halısının talihsiz tarafında Aynanın yakışmadığı bir ev kadar gözlerinden sonsuz giyotinle akıyor sokağa Ölümün batsın senin Martin, battın battın da ölemedin daha! Gardını evde unutmuş Martin Yüzü düşüyor yüzüne Âh!...

GÖR(ÜL)DÜ - ŞİİR

Resim
GÖR(ÜL)DÜ Görüldü olarak işaretlendi hayatım Görülmeden geçildi Bir ömür nasıl geçirilmeli diyordu kitaplar İlk gençliğin kaygısı vardı yüreğimde, şimdi yok Sıkışıyordu kalbim, şimdi rahat Kırk seneye varamadan biterse yol Emeklilik yaşı gelmeyen insan Nereden bilsin nasıl geçti Ben de bilmiyorum nasıl geçti Aslında iyi biliyorum nasıl geçti Hatalar yok, ezberler eksik, sistemler yamalı Her şey büsbütün çaresiz ve yorucu Günü kurtarsam yeterdi aslında Gün kendini tanımaktan uzak, gün batıktı Çekmekten yoruldum dünyanın kulaklarını O da saçlarıma yapıştı, kimin içinse bu kavga Henüz bir şey öğrenemedim hayattan Yarın da öğrenecek bir şey bulamam herhalde Öbür yarın da aynı Akvaryumun suyunu kırk kere değiştirsen Akvaryum yine akvaryumdur Özgür değilim balıklardan biliyorum Onlara benzeyecek kadar turladım kendimi Ekseninden kaymış bir dünya yine dünyadır çünkü Güneş tutulması cezbetmedi hiç beni Ölümler de üzmedi her gün yeni bir üzüntü satıyorlar Yeni bir üzüntü almak için ...

YAĞMUR BİZE NE ANLATIR?

Resim
YAĞMUR BİZE NE ANLATIR? "Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini, Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir." Nurullah Genç Gök, gürültüden yarılacak sanki. Hava birden bozuyor, şimşeklerin ardı arkası kesilmiyor. Karanlık bir bulut, havanın bütün mavisine savaş açmış gibi. Tüm bunlar bir yağmurun habercisi. Dünya var olduğu günden beri hep aynı sırayı takip eden bu düzen, ne yapıp ediyor yine de hayrete düşürüyor insanı. Baharın ısıtmaya başladığı her şey birden soğuyor. Tavuklar içeri kaçışıyor korkudan, kuşlardan ses seda çıkmıyor. Sonra bir gürültü yine, bir şimşek daha. Parlıyor gök, bütün korkutuculuğuyla. Yanıp sönüyor, altında bir tek ağaçlar tek vücut. Bir tek ağaçlar ve otlar yerinde karşılıyor bu gürültüyü. Gürültü bitince aniden bir yağmur başlıyor. Gök, bu kadar yaşı nasıl tutuyor içinde? İnsan balkona çıkıyor sonra. Şemsiyesini alıp dışarıda yürüme fikrine kapılsa da ayaklarının çamur olma ihtimali kurcalıyor aklını. En iyisi balkondan izlemek. Çama...