Kayıtlar

Hazzın ve Acının Ortak Estetiği: Sanat

Resim
Hazzın ve Acının Ortak Estetiği: Sanat Sanat insanın hazzını, acılarını ve saldırgan eğilimlerini özgür bir şekilde ifade ederek yüceltmesinin en estetik yoludur. Hazzın sonuna kadar gidemeyişimiz, arzularımızın çocuğunu bastırmak ya da yok saymak zorunda kalışımız; acıda derinleşsek de yaşam içerisinde acının acı gibi yaşanmasına izin veren bir alana tatmin edici oranda erişemeyişimiz bizi sanata iter. İnsanlık tarihini bu gözle incelersek mutluluğun yüceltilme, parlatılma ve ifade edilme ihtiyacının olmadığını; sesi kısılan hazzın, anlaşılmayan acının, korkuların ve öfkenin ise tam olarak böyle bir ifade ihtiyacı hissettiğini görürüz. Söz gelimi bugün dünyada rağbet gören sanat filmlerinin, müziklerin, romanların ve ünlü tabloların tema olarak savaşları, aşk acısını, varoluş kaygısını, insanın yıkımını ve ortak acılarını ele aldığını görmemiz tesadüf değildir. İnsani benzerliklerimizi birbirimize gösterme şeklimiz ortak acılardan ve tutkulardan aldığımız cesaretle olabili...

Ida / Kendini Nerede Arayacağını Bilebilir Misin?

Resim
Ida / Kendini Nerede Arayacağını Bilebilir Misin?  Yönetmen koltuğunda Pawel Pawlikowski'nin oturduğu, 2013 Polonya yapımı dramatik bir film olan Ida, hem sanatsal açıdan hem de içerdiği konunun özgün işlenişi bakımından sadeliği ve yakın zamanda çekilmiş bir siyah beyaz film oluşuyla dikkat çekiyor. Bu bağlamda en iyi yabancı film Oscar'ıyla birlikte sayısız ödüle layık görüldüğünü de ifade etmek gerekiyor.  Atmışların Polonya'sında yaşanmış bir hikâye üzerinden yola çıkan film yolculuklar ve arayışlar içerisinde ilerliyor. Bir manastırda rahibe olmak üzere yetiştirilmiş, yemin etmesine çok kısa bir süre kala kendi gerçekleriyle yüzleşmek zorunda Kalan Ida'nın yolculuğu görünürde sıradan bir şekilde gerçekleşirken hissettikleri ve yolculuğun arka planına dair ağır sorgularıyla izleyiciyi sıkmadan ve konuyu dramatize etmeden dramatize eden yönetmenin başarısı çok açık bir şekilde görülüyor. Yaşayan tek akrabası olan teyzesi Wanda Grus ile görüşmesi üzerine b...

TRAJİK OLMAYAN ÖLÜMLERE ÖVGÜ / ŞİİR

Resim
TRAJİK OLMAYAN ÖLÜMLERE ÖVGÜ Adı olmayan kadınlara… Aslında tek istediğimiz trajik bir ölüm Çünkü önemli sayılacak hiçbir şeyimiz olmadı Bizi bir mahsende kıstırıp kızgın yağlara atın Bütün kanallarda haber Ulusal gazetelerde manşet olalım Görün bizi ölürken ve üzülün genç çağımız için Kalbimizi sökün içimizden  Dişlerimizi kırsın ellerinizin vahşi darbesi Kadınlar da kaçaktır, en çok da hayattan Aklımızdan fırlayanlara bir sövgü getirin İğrenin, küçümseyin, kırın bacaklarımızı Dehşet yedirin, kızılcık içirin Verin bakalım verin, ağız payımızı Protez bir sevgi takın kanatlarımıza Sonra uçmamızı bekleyin Böyle sevin ve öldürün böyle Arkamızdan iyi günler dileyin Bozuk yoğurt, bozuk kafa, bozuk ağız demeyin Kendinize saklayın ve kendiniz bozun kızlığımızı Kadınlarınız olalım, kadınlığınız olalım Babaların yarım bıraktığı yerden devralın yaralarımızı Alın ayaklarınızın altına şeytanlaşmış bedenlerimizi Kadınlara, çocuklara, hamilelere  yer verin bakalım da görelim ada...

HACİMSİZLİĞİN AYAKLARI / ŞİİR

Resim
HACİMSİZLİĞİN AYAKLARI Yol, bir yanık büyütüyor Ayakların hacmini daraltararak Git- çelimsiz bir eylem, her zaman ve her yerde Hacmin daralan boşluğuna teslim olurken resmi ve tedbirliyim Var olan oyuncağımı kırmalarına izin vermiyorum Yokluğuyla dolabilendir kalp Oyuncaklarım kırılmadığı sürece Hayattan gözlerimi kaçırmaktan bahsediyorum Bir kere göz göze gelsek toparlanmam zor Alışırım diye korkuyorum Alışmak, yok olmanın ilk merdiveni Benden başka hiç kimseyi çıkaramadım buradan Benden başka herkesi uğurladım buradan Neden mi yalnızlık Yol, ayaklarımın külünden bir orman büyütüyor Başka ayakların külünden başka bir orman Ve derken herkes aynı külü ağzına atıyor Bastığı her şeyi yiyen bir varlıktır insan Neden mi yalnızlık Yokla dolabilmek, yokla ağırlaşmak Çünkü insan ve aşk ne kadar uzak kalsa iyidir Seni seviyorum Çünkü seni yaralamak istiyorum Kalp yokluğuyla dolabilsin diye Oyuncaklarımı kırılmaktan koruyorum Sevda Altınkaya

KENDİNİ SORGULATAN FİLM: MASUMİYET

Resim
Kendini Sorgulatan Film: Masumiyet Zeki Demirkubuz'un 1997'de çektiği ve ikinci filmi olan Masumiyet, Yusuf adlı genç bir mahkumun hapishanedeki on yılını tamamlasıyla birlikte gidecek yeri olmadığı için hapishane müdürüne verdiği dilekçeyle başlar. Ailesini depremde kaybettiğini ve gidecek yeri, yapacak bir mesleği olmadığı için hapishaneden çıkmak istemediğini söyler Yusuf. Kulağa tuhaf gelen bu istek müdürü de şaşırtmıştır. On yıl boyunca özgürlüğünden mahrum kalan bir insanın bu özgürlüğü reddetmesindeki sebep nedir? Gerçekten kimsesiz ve parasız olduğu için mi korkmaktadır yoksa bu korkunun sebebi hayatın ta kendisi midir? Filmin en başından beri sakin ve masum bakışlarıyla hayattan duyduğu korkunun sinyalini veren Yusuf'un, evli ablasının en yakın arkadaşıyla kaçması sonucu arkadaşını öldürüp ablasını yaralayacak bir adam olmasına şaşırırız. Bu Yusuf, o Yusuf mudur? Yusuf'un cezası bitince temizlenmesi, bir bakıma masumiyetine geri dönmesi, güzel yüzlü...

KANEPE ÖRTÜSÜ - ÖYKÜ

Resim
KANEPE ÖRTÜSÜ "Şu yastığı uzatır mısın Murat? Ağrılarım başladı yine." "Tabii abi, şimdi nasılsın ya?" "Giren dert çıkmaz derler bizim burada, bilirsin. Ne kadar iyi olunursa işte. Ağrımayan yerim yok, gerçi buna da şükür. Elimiz ayağımız tutuyor, gerisine yapacak bir şey yok." "Abi yanlış anlama ama kendine pek iyi bakmıyorsun sanki. Sigarayı bırakmadan ne bileyim yani zor değil mi?" "Oğlum zaten kaç ay daha yaşarım ki? İçmesem üç gün daha fazla yaşarım, hadi üç ay olsun. Sonu belli olduktan sonra gerek var mı bu kadar düşünmeye?" "Abi ben anlıyorum seni. Hani anlıyorum demek de biraz boş geliyor kulağa, biliyorum. İnsan ne yapınca anlamış olur? Çekmediğin acıyı en fazla ne kadar anlarsın? Eve gidene kadar, yemek saatine kadar ya da hemen şu kapıdan çıkınca. Herkes kendi hayatına dönünce başkasının acısını eşikte bırakır ama anlamaya çalışıyorum en azından." "İnsan böyle bir durumda ne söylese yanlış olacak g...

H'İÇLİ ŞARKI - ŞİİR

Resim
"H'İÇLİ ŞARKI" Bilmiyorsunuz insan çoğalmıyor Derinden hiçbir şey aklamıyor acısını Bir kişi değil gördüğünüz manzara Her gün biraz daha küçük, kıvrak adımlarla Azalıyor insan, varamadan derininin hazzına Var oluşu paklamıyor, yok oluşu da öyle Sadece vicdanına yük oluyor bütün varoluşçu kuramlar Duymuyorsunuz ama hiçli bir şarkı çalıyor jilet kesiği begonyalar (Hiçli şarkı sözleri: Hey işte buradayız, biziz o biz Hep yaşayan ama hiç çoğalmayan Dar bir bütçedir çünkü yaşam her an düşer içimizden Kala kala bir şeylerin acı tadı kalır güzel bildiğimiz bir şeylerin acı tadıyla Kendi kendimizi yer ve tiksiniriz etimizden Hey işte buradayız, biziz o biz Dar bir geçite sokarız kafamızı Kafamızdan mermiler sektirir saklarız kızlarımızı Acı bir tatlının gülünç makamıyla Yer ediniriz içimizin kaldırımlarında!) Bilmiyorsunuz insan çoğalmıyor yaşayarak Rutubetli bir sahnede diri taklidi yaparken Perde en ıssız yerde kapanıyor Ne müthiş tiyatro, dinleyin Yaşamın azalttığı...